Afrika’nın kalbi Türkiye ile atıyor

Afrika’nın kalbi Türkiye ile atıyor.
Afrika’nın kalbi Türkiye ile atıyor.

Türkiye'nin Afrika politikası bencil bir politika değildir. Her iki tarafın da kazanmasını esas alan doğru bir politikadır. Bu politika nedeniyle şu anda Afrika, Türkiye'nin ihracatının sadece yüzde 10'unu temsil etse de gelecekte bu rakam çok daha artacaktır. Çünkü muazzam bir ticaret potansiyeli mevcuttur.

Türkiye-Afrika ilişkileri deyince Osmanlı döneminden beri devam eden bir ilişkiden bahsediyoruz. Cumhuriyetin ilânından sonra Afrika ile ilişkiler daha ziyade Kuzey Afrika ülkeleriyle sürdürülmüş, Sahra altı Afrika ile son derece cılız kalmıştır. Türkiye’nin bu coğrafya ile sıkı bağlar kurmaya çalışması 2000’li yıllardan sonra AK Parti’nin iktidara gelmesiyle başlar. Yüzyıllardır batı emperyalizmi tarafından hunharca sömürülen, yeraltı kaynakları yağmalanan ve fakir bırakılan Afrika, Türkiye ile farklı ilişkiler geliştirmiştir. Kazan-kazan esasına dayalı bu ilişki iki tarafın da menfaatini gözetmektedir.

Türkiye’nin yumuşak gücü

Afrika ülkelerinin birçoğuyla aynı zamanda din kardeşliği bulunan Türkiye, insani dayanışma ve yardımlaşmayı önceleyen yaklaşımıyla takdir topluyor. Bu sadece Afrika ülkelerine bir kalkınma fırsatı sağlamış olmuyor, aynı zamanda Türkiye'nin de bölgedeki imajını ve yumuşak gücünü perçinliyor.

Mesela Türkiye stratejik çıkarlarını güvence altına almak için Somali askerî birliklerini eğitmek amacına matuf olarak TÜRKSOM Askeri Akademisi’ni kurdu. Bugün neredeyse bütün Afrika ülkelerinde inşaat başta olmak üzere hemen her sektörde Türk yatırımcılara denk gelmek mümkün. Türkler, Somali’nin Mogadişu havaalanını yönetmek amacıyla kazançlı sözleşmeler imzaladı, Sudan’da son derece stratejik konumda bulunan toprakları kiraladı.

  • - Orta Afrika Cumhuriyeti’ne ait bir havalimanı,
  • - Senegal havalimanının inşaatı,
  • - Gine Konakry limanının bir Türk firması tarafından yönetilmesi,
  • - Fildişi Sahili’nde ulaşım için akbil üretimi vs. birçok proje Türk firmaları tarafından hayata geçiriliyor.

Afrika, Türkiye’nin dış politika açılımında en önemli coğrafyalarından biridir. Afrikalı iş adamları ve yatırımcılar için Türkiye önemli bir finans merkezi olduğu gibi, büyük pazarlara açılma arayışındaki Türk iş adamları açısından 1,5 milyar nüfusu ve 55 ülkesiyle Afrika cazip bir kıtadır. Afrika’nın jeo-stratejik konumu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu hammadde ve enerji kaynaklarını temin açısından fırsatlar sunmaktadır.

Büyük bir Afrika atağı

Türkiye ilk olarak 2011 yılında çok sayıda insanı yerinden eden kuraklıkla birlikte aktif diplomasi ve insanî yardım kampanyası kapsamında Somali’ye yardımda bulunmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali’ye ziyarette bulunarak dünya kamuoyunun dikkatini buraya çekmiştir. Türk doktorları ülkeye adeta çıkarma yapmış, TİKA Somali’de aktif bir rol oynamaya başlamıştır. Nitekim TİKA’nın 2013 yılı faaliyet raporunda, Somali’ye yapılan yardım miktarı 370 milyon doları aşmış durumdadır.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik yardımları sadece insanî boyutta kalmayıp aynı zamanda Afrika ülkelerinin kalkınmaları için de destek sağlanmıştır. Buna verilecek en iyi örnek, Türkiye-Afrika zirveleridir. Türkiye’den en çok yardım alan ülkelerin başında Somali ve Gine Konakry gelmektedir. Türkiye, Somali’nin IMF borcunu ödemekten tutun doğrudan bütçe desteğine, tarım, sağlık ve güvenlik gibi birçok sektöre değin kendini gösteriyor.

TİKA, Kızılay, AFAD, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığı sahada aktif faaliyetlerde bulunuyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı TİKA'nın kıtadaki ofis sayısı 22'ye çıkmıştır. Ayrıca Sudan'daki eski Osmanlı limanı Sevakin'in rehabilitasyonu, Mali ve Gana gibi ülkelerde cami inşaatları, yeni hastanelerin yapımı gibi pek çok güzel gelişmeler yaşanmıştır. Birçok Afrika ülkesindeki doktorlar Türkiye'ye getirilmiş, mesleki kapasitelerini geliştirmek için Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde burslu olarak eğitim almışlardır. YTB ve Diyanet vakfı gibi kurumlar, Afrika’nın farklı ülkelerindeki öğrencilere eğitim bursu sağlamış, her yıl yüzlerce Afrikalı öğrenci Türkiye’ye gelerek eğitimlerini tamamlamıştır..

Türkiye-Afrika zirveleri

Özetle, Türkiye 20 yıl içinde Afrika ile yoğun bir ekonomik, siyasi ve askeri ilişkiler ağı geliştirdi. Üçüncü Türkiye-Afrika Zirvesi 17-18 Aralık 2021 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşti. "Karşılıklı Kalkınma ve Refah için Geliştirilmiş Ortaklık" temasıyla düzenlenen zirve, Türkiye'nin Afrika kıtasında yirmi yılı aşkın süredir devam eden diplomatik faaliyetlerin meyvesi oldu. Zirvenin sonuç bildirgesinde bir yol haritası kabul edildi. Bu yol haritası güvenlik, ticaret, eğitim, tarım ve sağlık olmak üzere beş öncelikli işbirliği alanı tanımladı, izleme ve değerlendirme mekanizmaları oluşturdu. Türkiye ayrıca Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi ile bir çerçeve işbirliği anlaşması imzaladı. Bir sonraki Türkiye-Afrika zirvesinin 2026 yılında Afrika'da gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Kazan-kazan politikası

Türkiye'nin Afrika politikası bencil bir politika değildir. Her iki tarafın da kazanmasını esas alan doğru bir politikadır. Bu politika nedeniyle şu anda Afrika, Türkiye'nin ihracatının sadece yüzde 10'unu temsil etse de gelecekte bu rakam çok daha artacaktır. Çünkü muazzam bir ticaret potansiyeli mevcuttur.

Türkiye'nin Afrika'daki varlığının büyümesi, her şeyden önce ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve büyümesiyle olacaktır. Ticaret hacmi 20 yıl içinde 5 milyar dolardan 25 milyar doların üzerine çıkmıştır. Türk Hava Yolları şu anda 61 noktaya hizmet vererek Afrika'nın önde gelen havayolu şirketlerinden biri haline gelmiştir. Ancak başka göstergeler de Türkiye'nin Afrika kıtasındaki etkisinin ilerleyişini göstermektedir. Afrika Birliği'nin 55 ülkesi vardır ve bunların 44’ünde Türkiye’nin büyükelçiliği bulunmaktadır. Türkiye, kıtadaki en yoğun diplomatik ağlardan birine sahiptir. Ankara'daki Afrika kıtasını temsil eden büyükelçiliklerinin sayısı da 20 yıl içerisinde 10'dan 37'ye çıkmıştır.

Diplomatik ilişkilerdeki bu büyüme, artık rutin hâle gelen üst düzey resmi ziyaretler gerçekleşmeden mümkün olamazdı. 2005 yılından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı veya Başbakanının, Afrika turu yapmadığı ve her seferinde üç ya da dört ülkeyi ziyaret etmediği bir yıl geçmedi. En son Ekim 2021'de Angola, Nijerya ve Togo ziyaret edildi. Togo’da Türk büyükelçiliği 1 Nisan 2021 tarihi itibariyle faaliyete geçerken, Togo da Temmuz 2022'de Ankara’da kendi büyükelçiliğinin açılışını yaptı. Türkiye’nin BM’de 2010 yılında ilk kez Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesini sağlayan Afrika ülkelerinin desteği oldu.

Askerî ilişkiler de gelişiyor

Türk ordusunun 2020'de Trablus'taki Libya hükümetine verdiği destek ve insansız hava araçlarını devreye sokarak General Hafter'in saldırısını durdurması, Afrikalılar açısından askeri ilgiyi üst düzeye çıkardı. Üçüncü Türkiye-Afrika Zirvesi’nde ekonomi ve insani işbirliğinin yanı sıra güvenlik meselesi de gündeme alındı. Somali'de 2017'den bu yana askerî üssü bulunan Türkiye, Libya'daki askerî angajmanına paralel olarak 2020-2021 yıllarında Nijer, Etiyopya, Çad veya Togo ile askeri işbirliği anlaşmaları imzaladı. Recep Tayyip Erdoğan, Ekim 2021'deki Afrika turu sırasında şu sözleri sarf etti:

Afrika'da gittiğim her yerde herkes bana insansız hava araçlarından bahsediyorlar.”

Nitekim Tunus, Anka S ve Fas, Bayraktar TB2 teslimatlarını aldılar. Kasım 2021'de Nijer, Bayraktar TB2'lerin alımını da içeren bir silah anlaşması imzaladı. Burkina Faso da terör örgütlerine karşı operasyonlarda kullanmak üzere Türkiye’den dron satın aldı. Sırada konuyla yakından ilgilenen Etiyopya ve Angola gibi diğer ülkeler var. Togo, Çad, Etiyopya, Somali ve Nijer gibi pek çok ülke Türkiye'den başka ekipmanları da (Hürkuş tatbikat uçağı, zırhlı araçlar, kamyonlar vb.) satın alıyor.

Şunu da not etmek gerekiyor. Türkiye'nin Afrika ile askerî ilişkilerini geliştirmesi, bilhassa Fransa'yı endişelendiriyor ve strese sokuyor.